İyilik Güzellik – II
Altmışında hala güzeldi. Yaşadığı hayatta bana da yer açmıştı.
Çiçekçinin önünde durdum. Hangi çiçeği almalı diye düşünüyordum ki çiçekçi beni tanıdı.
- Hanımefendi nasıl?
İyi olduğunu ve geçen gün hazırladığı buketi görünce çok mutlu olduğunu söyledim.
Çiçekçiyi mütevazi bir mutluluk sardı. Başkasının mutluluğuyla mutlu olmak bu devirde öyle çok sık rastlanan bir davranış değildi.
- Siz nereden tanıyorsunuz onu diye sordum
- Hiç görüşmedik ama birbirimizi iyi tanırız dedi aynı mütevazilikle.
Anlaşılan bu garip ilişkiyi çözmem biraz daha zaman alacaktı. Hemen yeni bir buket için kolları sıvadı. Bu sefer bambaşka çiçekler topladı kucağında. O narin çiçekler, onun kaba saba davranışlarından hiç rahatsız olmuyorlardı. Saplarını budadı, yeşillikler kattı, sardı sarmaladı… ve buket hazırdı. Borcumu sorduğumda, utana sıkıla cüzzi bir miktar para istedi. Biraz fazlasını verdim. “Tamamdır” deyince beyaz bir gülü kesip yakama iliştirdi. Çölleşmiş hayatın içinde garip bir vahaydı bu olanlar, bu insanlar.
Kapısını çaldığımda ilk seferkine göre daha ustaca tutuyordum çiçekleri. Kapıyı açtı. Yaşadığı hayatın bütün güzelliklerini üstüne iliştirmişti. Beni gördüğüne sevindi ama çiçekleri görünce yüzünde çiçekler açtı. Onun mutluluğu, benim mutluluğum oldu. İçeri buyur etti. Çiçekleri elimden alırken sanki çok büyük bir buketi kucaklıyormuş gibi eğildi.
- Aman allahım ne güzel çiçekler bunlar!
- Sizin için
Gereksiz bir cümleydi söylediğim ama bu vurgum hoşuna gitti. Teşekkür edip çiçekleri salondaki boş vazoya yerleştirmeye başladı. Sırtı bana dönük konuşmaya başladı
- Sizin için değişik bir şeyler hazırladım bugün.
Doğruya doğru: Sohbetimiz kadar hazırladıkları da beni ona getiriyordu. Saatler sürecek bir sohbete başlamak üzereydik.
İçimdeki acıma duygusu gün geçtikçe hayranlığa dönüşüyordu. O hazırladığı kurabiyeleri anlatırken içimden onunla konuşuyordum:
“Nasıl bir kadınsın sen?
Güzel olan herşey senin.
Olduğun yerde çevrendeki herkes figüran.
Kimsin sen?”

